| Kabak Şeyh Türbesi:
Türbe, Kayseri ili Develi ilçesi, Kabaklı köyü’ndedir. Türbede yatmakta olan 4 kişiden birisi Kabak Şıh’dır. Kimin ve ne zaman yaptırdığı bilinmeyen türbe yığma taş duvarla örülü ve üzeri açıktır. Etrafında da çamlar vardır.
Geçmişte ziyarete gelen hamile kalan kadınlar, taş saymak suretiyle bebeklerinin cinsiyetini tespite çalışırlardı. Ancak şimdilerde bu uygulama kalmamıştır. Rivayete göre Dede, türbesinin üzerinin örtülmesini istememekte, örtüsünü fırlatıp çayırlara atmaktadır.
Bakımı ile köylülerimizin ilgilendiği türbeyi halk, mübarek gün ve gecelerde, bayramlarda ziyaret etmektedirler.
Hamile kadınların bebeklerinin cinsiyetini tespit için yaptıkları çeşitli uygulamalar vardır. Bunun için kadın bıçak veya makasın üzerindeki mindere oturtulur, yumurtanın sarısı saç kılı ile ikiye ayrılıp merkezine bakılır, kadının başına tuz dökülüp tutumu izlenir, Vs. Birçok türbenin üzeri açıktır. Allah'ın rahmetinin üzerine yağmasını istediğine inanılır. Birçok yatırın türbesini örttürmediğine inanılır. Anadolu'da yatırlar çoğunlukla kutsal gün ve gecelerde ziyaret edilirken geçmişte bu ziyaretler ilahi okunarak, lokma ve helva ikramlı uygulamaları olurdu. Türbede metfun Kabak Şeyh ismini ünlü bir Kabak yetiştiricisi olmasından da almış olabileceği yönünde rivayetler mevcuttur.
Köyümüzün kurucusu olan Kabak Seyh’e ait ilk tarihi bilgilere Salname-i Vilayet-i Ankara hicri 1288(1871-1872) tarihli kayıtlarında rastlanmaktadır.İlgili kayıtlarda yer alan bilgi aynen aşağıdaki gibidir.
Develi Kazası
Kaza-yı mezburda eizze-i kiramdan Seyyid şerif ve şeyh imadettin ve Kabak şeyh, Ebce Sultan, kuddisa’llahu esrarihum ve guzattan Dev Ali, rahmetullah-ı aleyhi türbelerinde medfundurlar. Kaza-yı mezburda hükümet-i mahalliyeye mahsus olmak üzere bir bâb konak mevcuttur.(1)
Köyümüzün kuruluşu ile ilgili diğer bir rivayette göre ; Köyümüzün kurucusu olan Kabak Şeyh, Kazakistan'ın Yesi şehrinde doğan ve de Anadolu’nun İslamiyet ile tanışması ve de Türkleştirilmesi için mücadele eden Büyük Türk Mutasavvıfı Ahmet Yesevî’den icazet aldığı ve de Anadolu’ya gelen Anadolu erenlerinin devamı olduğu rivayet edilmektedir. Yine rivayet odur ki; Kabak Şeyh köyümüzde bir dergâh kurar ve bu dergâhın iaşesi(parasal ihtiyaçları) Osmanlı vakıf müessesesi tarafından karşılanır.
Dergâha belli sürelerle para(altın) yardımı yapılır ve alınan iaşelerle dergâhta çorba kaynatılır. Gelip geçen yolculara, ticaret kafilelerine yemek verilir yatacak yer sağlanır.
Şu an türbede bulunan dört adet mezarın diğerlerinin de Kabak Şeyh’in aile fertlerine ait olduğu bildirilmektedir.
1. Salname-i Vilayet-i Ankara, Defa 1, Sene 1288 (1871-72), s. 55-98.
7/10/2007
Nüfus ve Sosyal Yaşam
Kabaklı köyümüzün son nüfus sayımlarına göre nüfusu 616 kişidir. 1980--2000 yılları arasında köyümüz Büyükşehirlere özellikle de Kayseri, Ankara ve İstanbul’a büyük bir göç vermeye başlamıştır. Bu duruma göre köyün nüfusuna kayıtlı olup yurt içi ve yurt dışında yaşayan insanlarımızın sayısı 2000–3000 arası olduğu tahmin edilmektedir. Şu anda insanlarımız tarımın çeşitli kollarında geçimlerini sağlamaktadırlar.
Geçmiş yıllarda büyükşehirlere giden köylülerimiz, köyümüzle bağlarını kopartmamışlar ve köylerinin ihtiyacı olan yatırımları, altyapı çalışmalarını ve de sosyal mekânları(cami, kuran kursu, çeşme, su deposu, kabak şeyh türbesinin çevre düzenlemesi vb) köyümüze kazandırmışlardır. Köyümüzde modern ve de mimari bakımdan yeterli, güzel evler yaptırmışlar böylece köyümüzün eski görünümü her geçen gün güzelleşmeye başlamıştır.
Köyümüz iklimi karasal iklim olduğundan kışları sert yazları ise sıcak (geceleri serin) zaman zamanda kurak olmaktadır. Bu sebeple meyve-sebze yeteri kadar üretilememektedir. Bu durum köy halkının meyve ve de sebze bakımından diğer köylere ve de ilçe merkezine bağımlı kılmaktadır. Tarımsal olarak buğday, çavdar, arpa, fiğ, ayçiçeği, yağlık kabak çekirdeği, nohut, fasulye gibi temel ürünler ekilmektedir. İhtiyaç kadarı ile bahçelerde elma, armut, kayısı, meyvelerinin yanı sıra fasulye, soğan, domates, biber, patlıcan, patates vb. sebzeleri üretilmektedir.
Köyümüzde tarım ve hayvancılık halkımızın birinci geçim kaynağı olmasına rağmen kış mevsiminin gelmesi ile birlikte yetişkin erkekler Büyükşehirlere özellikle de İstanbul’a giderek ayakkabıcılık, tekstil, inşaat vb işlerde çalışmaktadırlar. Tarım uygulamalarında makineleşme artmakta dolayısıyla halkımızın tarım işçiliğinden geçim sağlaması azalmaktadır. Bu durum köyde bulunan gençlerin büyükşehire göç etmelerinde etkili rol oynamaktadır.
Halkımız aşlık, bulgur, yufka(ekmek), konserve gibi kışlık yiyeceklerini güz(sonbahar) mevsiminde hazırlarlar. Yaz mevsiminde köyde gayretli bir çalışma vardır. İnsanlarımız araziye çıkarak işlerini takip ederler. Yazın köy içinde yaşlılar dışında pek insan bulunmaz. Hatta kahveler bile kapalı olabilir. Sonbaharda yakacak hazırlıkları başlar. Köyümüz orman örtüsü bakımından yetersiz bir köydür. Dolayısı ile yakacak sorunu yaşanmaktadır. Son yıllarda evlerde kömür sobaları yoğun biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Köyümüzde kış mevsiminde ısınma, daha önceleri ve de şu an büyükbaş hayvanların dışkılarının kurutulmasından elde edilen tezekler ve de ayçiçeği saplarının yakılması ile sağlanmaktadır. Ekim aylarından itibaren havaların fırsat vermesine göre tarlalarda sürüm ve ekim yapılır. Karasal iklimin sertliğinden dolayı bu işler bahara da kalabilmektedir. Kışın ise genelde insanlar dinlenmeye çekilirler. Kışın erkeklerin tek eğlencesi köy kahvelerine gitmektir. Burada çeşitli sohbetler yaparlar, değişik oyunlar oynarlar.
YÖRESEL(KÖY)ŞİVEMİZ, KELİME HAZİNEMİZ
27/10/2007
KELİME KARŞILIĞI
ABARİ Yaa, hayret. ''Abarı, öylemi oldu?''
ABOO Şaşma, hayret ''Aboo ne kadar böyük?''
ACER Yeni, "Benim acer yeleğim nerede?''
ACIŞMAK Acımak, ''Yaram acıştı.''
AĞNAMAK Yuvarlanmak, ''Kalk Ian, ne eşek gibi ağnıyorsun?''
ALLEKÇİ İki yüzlü, ''Git işine, allekçilik yapma!''
ALİNGİRLİ Çapraşık, ''Alingirli bir adamsın vesselam!''
ARISTAK Tavan, ''Üzümü arıstağa astım.
AVSUN Efsun, ''Bizim bebeyi avsunlatmaya gidiyorum.''
AYAKÇAK Merdiven, ''Ayakcaktan düştüm belim incindi.''
AYRİYETEN Ayrıca, ''Sana ayriyeten mektup yazacağım.''
AZEN Ezan, ''Azen okundu, bizim bebeler hala gelmedi.''
AZINSIMAK Az bulmak, ''Verdiğim parayı niye azınsıyorsun?''
BALDIRCAN Patlıcan, ''Çarşıdan bir kilo baldırcan aldım.''
BANNAH Parmak, ''İş görürken bannaam makinanın arasında kaldı.''
BANNAHCALIK Korkuluk, ''Dikkat et. Bannahcalıktan düşersin.''
BARİ Keşke, ''Bu işi becerebilsen bari?''
BAZLAMA ince ekmek. ''Bir bazlama olsa da yesek?''
BELLE Öğren, ''Yarına dersini belle de gel.''
BILDIR Geçen yıl. ''Bu elbiseyi bıldır almıştım.''
ÇABIT Bez parçası. ''Bu cabıttan elbise olur mu?''
ÇAKILDAK İlave, ek. ''Adamın peşinde bir sürü çakıldağı var.''
ÇEÇ buğday yığını. ''bu yıl harmanda çeç oldu''
ÇEMKİRMEK Karşı gelmek. ''Adamın yüzüne çemkirip durma.''
CEREME Ceza. ''0 etti ben ceremesini çekiyorum.''
ÇIBIK Çubuk ''Çıbıklara su ver kurumasın, sonra üzüm olmaz.''
ÇIKI Bohça. ''Kız kocasına küsünce çıkısını alıp gitmiş''
CILBAH Çıplak. ''bu bebeyi sokağa cılbah bırakmayın.''
CINGAR Döğüş. ''Sen buraya cıngar çıkarmaya mı geldin?''
CINGI Kıvılcım. ''Aman dikkat et, eve cıngı sıçramasm, evi yakarsın.''
CINGIL Üzümün küçük salkımı, ''Bir cıngıl üzüm versene.''
ÇIRA Gaz lambası ''Eskiden evlerde çıra yakardık.''
ÇITMA Tekme ''0 attan uzak dur, çıtma atar ,,
DAAH Deeh, ,, Ata deeh demekle yürümüyor ki.''
DADAK Umut verme. ''Ağzıma bir dadak sürdü, altı boş çıktı.''
DALLAMA Yapılmaması gereken işleri yapan"Lan dallama, elleme oraya"
DALLAMA Yün kazak “Gaynanasının ördüğü kazakla duruyor”
DANDİK Ters, aksi. ''Sen ne dandik adamsın.''
DANİSKA En güzel. ''Ben o işin danıskasını bilirim.''
DEKDURMAK AkıIlı, usta. ''Dek duran depik yemez.''
DEPİK Tekme. “Sen herhalde depik yimedin”
DULDA Serin yer. ''Şu ağacın altına duldalanalım.''
DİĞDİRMEK Fışkırmak. "Oğlum uzağa diğdir. Üstünü batırma"
DİLLİK Saadet. ''Bu kızın dillik düzenliği kalmadı.''
DİLLİKSİZ Geçimsiz. ''Sen ne dilliksiz adamsın.''
DİNGİLDEK Hafif, ''Kızım öyle dingildek olma, sonra evde kalırsın.''
DÖLECİK İyice. ''Bu çocuklar usludur. Koyduğun yerde dölecik oynar.''
DÖŞENGİ Mobilya. '' Evin döşengesi iyi olmuş.''
ELLİK / ERLİK Sahur yemeği / Sahur, ''Bu gece elliğe kalkacağız.''
EMZİK Yalancı meme. ''Bebenin ağzına emziği ver.''
ERİNCEK Tembel, ''Sen de amma erincek adamsın.''
ESBAP Elbise, ''Bu bayrama esbap alamadık.''
ESSAHTAN Gerçekten. ''Essahtan o sana öyle mi dedi.''
FABIRGA Fabrika. ''Senin eşin hangi fabırgada çalışıyor?''
FAKA KOYMAK Aldanma, ''Ben öyle kolay kolay faka basmam.''
FOS Boş, " içi fos çıktı.''
FİTLEMEK Öğütlemek. ''Benim aleyhime seni o fitledi.''
GADA Kurbanın Olayım. ''Amanın gadanı alıyım sen mi geldin?''
GAYNANA Kayınvalide “Gaynanasından gorkmayan ayağa kalksın”
GADAK Küçük çivi “Gadak çakmayı bilem beceremez”
GENNEŞMEK Esnemek. ''Ne genneşip duruyon. Uyuyamadın mı?''
GI Kız anlamında. "dur gı yapma."
GIBAL Görünüm. ''Bu adamın gıbalı bozuk geldi bana.''
GIJGIRMAK Tahrik etmek ''Onu benim üstüme sen gıjgırttın.''
GIMRAMAK Kımıldamak, ''Oturduğun yerden biraz gımışsana''
GIRIK Hovarda ''Bu kaldının gırıgı varmış diyorlar.''
GISNIK Pinti ''Sen de amma gısnık adammışsın.''
GIVIŞLAMAK Hareket etmek ''Amma da gıvışlamaz adam mısın.''
GIYAK Yakışıklı. ''Senin ki amma dal kıyak giyiniyor.''
GOSTAK Böbürlenme ''Seninki amma da gostaklanıyor ha'
GOZEL Güzel ''benim bir gozel yarim var''
GUBARIK Şişirilmiş “Güççük dağları gendisi yaratmış gibi gubarıyor.”
GABARTLAMA Yer minderi “Gabartlamaya oturmayı becerebilene aşk olsun”
GUNNAMAK Doğurmak. ''Bizim at bugün gunnadı''
GÜBÜR Süprüntü. ''Evin önündeki gübürü kaldır''
GİCİŞMEK Kaşınmak. ''Sırtım giçişmeye başladı.''
HACAT Ev ,aleti. ''Evinin hacatı tam değilse İşin yarım kalır.''
HAYAT Büyük avlu ''Çamaşırları hayata getir yıkayalım.''
HAZIN Kışlık, ''Bu kış hazınımız iyi oldu.''
HEDAYE Hediye. ''Bizim komşunun kızlarına hedaye alınacak.''
HORANTA Ev halkı, ''Sizin kaç horantanız var.''
HOTLAMAK Atlamak. ''Bu duvardan sen nasıl hotladın?''
ICIK Biraz. ''Icık buraya gelsene.''
IHI İşte ''Ihı geldim de hadi.''
ILINGAÇ Salıncak. ''çocuğu ılıngaca koy da uyusun.''
IZ Az. ''Hu verdiğin bana ız gelir.''
YADIRGI Yabancı. ''Yadırgı bir adam geldi size, kimdi 0?''
YANAZ İnatçı. ''Çok yanaz bir çocuk bu.''
YANTİR Topallayan. ''Giyecek birşeyi yok ki, yalbırdak geziyor.''
YAYIŞMAK Laubali olmak. ''Yüz bulunca yayışır durur.''
İBTİBAŞTAN İlkbaştan. ''İşe ibtibaştan besmele ile başlarım''
İÇESİNE İyice. ''0 yaramazı içesine bir patakla da aklı başına gelsin.''
YEĞNİ Hafif. ''Çok yeğni bir adamsın sen.''
YINNAŞlK Şımarık. ''Yüz verirsen yınnaşır durur.''
İLAAN Leğen. ''Sizin ilaanı biraz versene.''
İLAANE Lahana. ''Bu sene ilaane turşusu kuracağım.''
İLLAKİ Mutlaka. ''Bu işi illaki yapacağıın diye tutturdu.''
İLİŞME Dokunma. ''Rahat dur, bana ilişme''
YORDAM Yöndem. ''El yordamı ile yaptı.''
YOŞUMAK Eskimek. ''Artık ben de yoşudum.''
İSKEMBİ Sandalya. ''Bir isgembi ver de oturayım şuraya.''
ÜTÜZMEK Ütülmek. ''Bu oyunda da sen ütüzdün, ödeştik.''
YUMUŞ Buyruk. ''0 yumuş tutan, terbiyeli bir çocuktur.''
YİRİK Yarık. ''Yirik hamdi dün buradan geçti.''
YÜSÜK Yüksük. ''Benim yüsük artık parmağıma olmuyor.''
İŞMAR İşaret. ''Bana niye işmar edip duruyon!''
İŞTAAN İşte şimdi ''İştaan dediğini getirdim''
KARINSIZ Hased. ''Karınsızlık etme.''
KAVİL Sözleşme ''Biz onunla kaviIleştik. Yarın buluşacağız.''
KERTİLMEK Böbürlenmek. ''Oyle karşımda kertilip durma.
KORGE Gölge. ''Ne o ağacın korgesi hoşuna mı gitti?''
KUDÜM Uğur. ''Ammada kudümsüz adamsın.''
KUNDE Her gün. ''Bize kunde gelir gider.''
KUULEK Külek, Yoğurt kabı. ''Sizin kuulegi versen de süt sağsam biraz.''
KÜLAAŞ Kırık dökük. ''Adama bir vurdu ağzı külaaş oldu.''
MAASİMEK Önem vermek "Sen beni masimiyon mu ?"
MAŞRAFA Bardak, "Bana bir maşrafa su getirsene"
MEYMENET Biçim. ''Bizim bebe meymenetsizin biri çıktı. ''
MICIRlH Bulaşık. ''Ben öyle mıcırıhlı işi sevmem.''
MOSTURA Ornek. ''Elbisenin kumaşından biraz mosturalık versen.''
MUDARA Muhtaçlık, ''Sana karşı hiç bir mudaram yoktur benim.''
MUKAAT OLMA ''Mukayet olma. ''Ben gelene kadar çocuğa mukaat ol.''
NAADER Ne kadar. ''Senin naader paran var''
NAAKIT Ne zaman. ''Naakıt gidecen buradan?''
NAHAS Nasıl. ''Nahas geldin buraya?''
NAMAZLA Seccade ''Namazlayı getir de bir namaz kılayım şurda.''
NEMAAREK Neme gerek. ''Nemaarek ben karışmam ona.''
NİYANNI Hangi tarafa. ''Sen niyannı gideceksin.''
NÖREK Ne yapalım. ''Nörek yani sen ağlıyon diye bizde mi ağlayak. ?''
ONÜK Önlük. ''Senin onüğü ver de süt sağayım.''
ÖTAAN Önceki gün. ''Ötaan aradım bulamadım, neredeydin sen?''
PARPI Azar “babamdan gene parpıyı yedim”
PIRTI Elbise “Pırtı dikmeyi bile bilmez”
PİNNİK Tavuk kümesi “pinnikte horoz olacana havluda civciv ol”
SAVATSIZ Çehresiz. ''Bu gelin savatsız birine benziyor.''
SEEM Hisse, "Bu kurbanlık tosun kaç seem"
SEME Aptal. ''Öyle orada seme seme dikilip durma.''
SINDI Makas. ''Komşusunun sındısını getir de şu kumaşı keselim.''
SINDIK Sandık. ''Senin kızın sındığında epey çeyiz var.''
SOHRANMA Mırıldanma. ''Kendi kendine sohranıp durma.''
SÜMSÜK Pısırık “Sümsük sümsük dolaşmayı adam olmak bilir”
SİFTAH İlk satış. ''Bu zaman oldu daha siftah etmedi''
SÜNDÜK Aç gözlü. ''Amma da sündük adammış.''
SİFLENMEK Menfaat sağlamak. “Gene siflenmeye gelmiş”
ŞAMATA Gürültü ''Orada öyle şamata yapıp durma.''
ŞEMŞAMER Ayçiçeği. ''Bu yaz tarlaya şemşamer ekeceğiz.''
ŞİKİR Surat. ''Amma da şikri bozuk adam.''
ŞİNCİ Şimdi. ''Şinci yanına gelirsem görürsün dünyanı sen.''
TAZİR Azarlama. ''0 çocuğu haksız yere tazirledin''
TEBELLEŞ Dadanma. ''Başıma tebelleş olup durma, git şuradan.''
TENGERLEK Yuvarlak. ''Tengerlek şapka giyen adamımı soruyon.''
TEPİK Tekme. ''0 attan uzak dur, tepik atar''
TEVİR Şekil. ''Bu adam günde kırk tevire döner.''
TEZİKMEK Koşmak. ''Tezikme, yorulursun.''
TIRSlK Pörsük. ''Bu kavun tırsımıaya başlamış, yenmez artık.''
TlĞSlRlK Aksırık. ''Adamı bir tığsırık tuttu, göreydin halini.''
TOPARLAK Yuvarlak. ''Hamuru toparlak yap. İlaneye koy.''
TÜKEN Dükkan. ''Bizim adam tüken açtı bakalım iş yapabilecek mi'?''
TÜYMEK Kaçmak. ''Aman çabuk tüv. Baban geliyor döver seni.''
UĞRUNDA Önünde . ''Baksana kitap uğrunda duruyor.''
UGRUN Gizlice. "Aman dikkat et, uğrun gel, kimse görmesin.''
URBA Elbise. ''Bu urbayı yeni mi aldın?''
USULCAM Yavaşça. ''Usulcam yürü elindekini dökersin.''
UYMAK Sataşmak. ''Bana uylama, git şuradan.''
VANILAMAK Bağırmak. ''Başımda vanılayıp durma, git şuradan.''
VELESBİT Bisiklet. ''Bizim bebe okulu bitirince ona babası velesbit aldı.''
ZAHAR Zahir. ''Bu işi zaahar yapacak 0.''
ZAVZA Sebze. ''Çarşıya zavza almaya gittim''
ZlRNAMAK Caymak. ''Sen niye zırnıyorsun'?''
ZlRNlK Hiçbir şey. ''Sana bu işten zırnık çalışmaz.''
ZOT Aniden. ''zot diye çıktı ortaya.''
KÖY CAMİMİZ
Köy camimiz, kadrolu imamıyla, köylülerimizin dini vecibelerini en güzel biçimde yerine getirmelerine yardımcı olmaktadır.
Genç ve dinamik yapısıyla imamlık görevine devam eden köy imamımız Sami DAĞ camimizle ilgili verdiği bilgilerle bizleri aydınlatmıştır.
Köy camimizde görev yapan din görevlilerinin barınması için cami lojmanı vardır. Cami lojmanımız, camimizin yapıldığı ilk yıllardan beri vardır. Cami lojmanımız, 2005 yılında köy derneğimizin katkılarıyla tadilat görmüş ve de daha kullanışlı hale getirilmiştir. İki katlı olan lojmanın alt katı büyük veya küçükbaş hayvan yetiştirmeye müsait hale getirilmiştir.Caminin yapıldığı ilk yıllarda köy imam evi(lojmanı), Kuran kursu olarak da kullanılmıştır.
2006 yılında, köyümüz eşrafından İsmail KOCATÜRK'ün oğulları babalarının hayratı olarak eski ilkokulumuzu tadilattan geçirerek Kuran Kursu'muzun yerini hazırlamışlardır.Develi Müftülüğü'nün destekleri ile de Kuran Kursumuz bir belletmen ile köyümüzdeki yetişkin bayanlara Kuran eğitimi vermektedir.
Cami arsasının ve caminin mülkiyeti köy tüzel kişiliğine ait olup camimiz tamamen köy halkının destekleri ve de çevre köylerden ve köyümüzden göçen köylülerimizin destekleri ile yapılmıştır.Camimiz zamanın gerektirdiği tadilatlarla yenilenmiş ve yeni birimler eklenerek daha faydalı ve de daha kullanışlı hale getirilmiştir.
En son tadilatını 2005 yazında gören camimizde şu anda bulunan birimler;
Minare:Taş yapı olup,kandil,bayram ve cuma geceleri aydınlatmaya imkan sağlayan aydınlatma sistemi vardır.Ayrıca elektirik problemi olduğu zaman görevlinin ezan okuyabileceği biçimde kullanıma hazır haldedir.
Harim: Sanat tarihi teknolojisinde, camilerde namaz kılmaya tahsis edilen mekana denmektedir.Harim, Allah'la O'nun kulu olan insan arasında bir nevi bağ kurma mahalli olması sebebiyle kutsal sayılır. Namaz dışında eğitim ve öğretim gibi bazı faaliyetlerin uygulanmasında da açık olmakla birlikte saygılı bir tutumla belli kurallar dairesinde hareket edilmesi gereken bir mahaldir.
Köy camimizin hariminde yerler duvardan duvara halı döşemedir. Harimin aydınlatması son derece mükemmel olup akşamları iç mekan aydınlatması avizelerle sağlanmaktadır. Harimin içerisinde müezzin yeri oluşturulmuş ve bu yer aynı zamanda kitaplık olarak da düzenlenmiştir. Harimin ısıtılması kat kaloriferi sistemiyle sağlanmakta olup harimin çevresindeki kalorifer petekleri ile caminin içi ısıtılmaktadır.
Mihrab: Kelime olarak "Harabe" kökünden gelir.Terimde camilerin kıble duvarında, yarım daire şeklinde ve öne doğru eğik olan yere mihrab denir. Gene mihrab, cami harimlerinde, müslümanların namaz kılacakları kıble yönünü belirleyen, kıble duvarına açılmış, cemaatle namazlarda imamın en önde durduğu yerdir.
Camimiz mihrabı mevcuttur. Mihrabımız yapılan tadilatta mermer döşemelerle bezenmiştir.
Minber: Arapça'da "nebera" (yüksek olmak) kökünden gelmekte ve yüksek yer, iskemle semeri, sedye manaları ifade etmektedir. Terimde, Cuma ve bayram namazı kılınan yerlerde hatiplerin hutbelerini okumak için çıktıkları basamaklı yerlere minber denmektedir. Mihrabın sağ tarafında ve kıble duvarına dik olarak durur.
Köy camimizin minberi, mermerler ve de özel fayanslarla döşenerek bezenmiştir.Merkezi ses sistemi ile destekleniyor.
Vaaz Kürsüsü: Kürsü kelime olarak; sandalye, taht ve divan manasına gelmektedir. Aynı zamanda, camilerde vaizlerin cemaata vaaz vermek için üzerine çıktıkları yüksekçe bir yere de kürsü denmektedir.
Kandiller,cuma günleri ve de bayram günleri din görevlileri tarafından vaaz kürsümüzde sohbetler verilmektedir. Kürsümüz yine özel fayanslarla bezelidir.
Son Cemaat Yeri: Cemaate yetişemeyenlerin sonradan namazlarını kılabilmeleri için ayrılmış yer.
Camizin son cemaat yerinin Harimle olan bölmesi cam çerçevelerle sağlanmıştır.Yerler ise; caminin ilk dönemlerinden kalan halı ve kilimlerle döşenmiştir.
Şadırvan: Namazdan önce abdest almak için, genellikle avlu ortasında bulunan ve etrafında muslukların sıralandığı su haznesidir.
Camimizdeki şadırvanımız,seneler içerisinde değişikliklere uğramıştır. İlk halinde havuz biçiminde konik olan şadırvanımız daha sonrasında ise duvarlara tesisat oluşturulması ile yeni halini almıştır.Şadırvanımız avluda değil camimizin kapalı bölümünde yer almaktadır.
Cami Avlusu: Cami harimlerine bitişik, genellikle şadırvanı kapsayan üstü açık yerlere denir.
Camimiz avlusu, zamanın gerektiridiği değişikliklere uğrayarak daha kullanbışlı hale getirilmiştir.
Avlumuzda ilk başlarda söğüt ağaçları olmasına rağmen, sıhhi açıdan zararları gözönünde bulundurularak servi ağaçları kesilerek yerine çam fidanları, gül fidanları ve de dış mekan bitkileri ekimi yapılmıştır.
ERCİYESİN BAĞRINDAKİ YİĞİTLER DİYARI

BİR BARDAK ÇAYIN KEYFİNİ YAŞAMAK İSTERSENİZ KÖYÜMÜZE,TÜRBEMİZİN DİBİNDEKİ KAYALIKLARA BUYRUN
|